KATEGORİLER
GÜL BAHÇESİ
GülBahçeTR
Sinema Bahçesi
Spor ve futbol
Magazin
Sinema ve Filmler
TV Rehberi
PARA-KREDİ
Sağlık Bahçesi
Moda
Anne ile Bebeği
Teknoloji Bahçesi
Kolay Kredi
MAGAZİN
Karadağlı Hülya'ya özendi ama
Serengilin hücre anıları
Ölmeden önce ne yapmalı
Türk Viagrası
Plajda ne yapılmaz.
SPOR
Roberto Carlos'un hedefi
Takımların transfer dosyası
Fransada üzücü kaza
Arjantinlilerin havuz keyfi
Avrupanın en büyüğü Milan
SAĞLIK
Kulak çınlamasını hafife almayın
Egzersiz kalp için de en iyi tedavi mi?
Bitkilerin gücünü hissedin
Limon diyeti ile zayıflayın
Havuzdan sonra sabunla yıkanın
SİNEMA
Zor Ölüm
Üç gün içinde öleceksin
Aşk Manzaraları
Kuzuların sessizliği
Maskelibeşler Irak
<$Blo23 Temmuz 2007 Pazartesi
<$BloSeçim boyası nasıl çıkar?

<$Blo


Dün yapılan Milletvekili seçimlerinin ardından vatandaşlar artık parmaklarına sürülen seçim boyasını çıkartmanın derdine düştü. Parmaktan çok zor çıkan bu boyanın temizlenmesiyle ilgili olarak internette birbirinden farklı yöntemler dolaşıyor.

İşte sizin için derlediğimiz en pratik formüller;

Etkili karışım formülü: Limon suyu, yarım çay kaşığı tuz ve 4-5 damla sirkeyle karıştırılıp 30 dakika bekletilecek. Ardından bir süre zeytinyağında bekletilmiş parmak, karışıma sokulduktan sonra yıkanacak!

Kenan Evren formülü: Kenan Evren'in uyguladığı bu yöntemde seçime gitmeden önce parmağınıza vazalin ya da krem sürüyorsunuz. Parmağınız boyandıktan sonra yıkayınca ya da silince hemen çıkıyor.

Aseton formülü: Seçimden hemen sonra asetonlu pamukla boyayı dikkatlice sildiğinizde başarı elde ediyorsunuz.

Kolonyalı mendil formülü: Seçimden çıkar çıkmaz boya kurumadan elinizi kolonlayı mendille sildiğinizde boya parmağınızdan çıkabiliyor.

SABAH İNTERNET

Etiketler: , , , , , ,

<$BloFatih'in yaktığı Matrix Tarikatı

<$Blo


Da Vinci modası bizdeki esrarlı örgütleri unutturdu. İşte Fatih'in diri diri yaktırdığı tarihin ilk Matrix'çileri: Hurufiler....

"BAŞKENT ANKARA" KEHANETİ
Hurufiler, şarkın en gizemli mezhebiydi. 14'üncü asırda doğan mezhep, kâinat ile sayı sistemleri arasında bağlantı kuruyor ve bu bağlantılarla "geleceği okuyordu." Mesela 19'uncu asır Hurufi şairi Müştak Baba, Ankara'nın başkent olacağını 100 küsur yıl öncesinden söylemişti.


İslam'ın Matrix'çi gizli mezhebi Hurufilik

İran taraflarında, 14. asırda "Hurufilik" denilen yepyeni bir mezhep doğdu. Temeli ses, harf ve sayı kavramlarına dayanan, yani Matrix filminin kurgusunu andıran Hurufilik kısa zamanda yayıldı ama âkıbeti kanla yahut ateşle noktalandı. Mezhebin kurucularının derileri yüzüldü, Fatih Sultan Mehmed zamanında da, binlercesi diri diri yakıldı. İşte, Da Vinci Şifresi'ne rahmet okutacak derecede sırlarla ve maceralarla dolu olan "İslam'ın tek, dünyanın da ilk Matrix'çi gizli mezhebi" Hurufiliğin kısa öyküsü....

BAŞLARKEN

Şark dünyasının sırları Da Vinci'ye rahmet okutur

Türkiye'nin kültür hayatında, son çeyrek asırda yaşanan önemli bir değişikliğin acaba farkında mısınız? Kendi kültür geçmişimizden bihaber kalarak tarih, sanat, eğlence, hattâ günlük hayat konusundaki bütün örnekleri batı dünyasından verir hâle gelmiş olmamız hiç dikkatinizi çekti mi? "Da Vinci'nin şifresi", bu alıntıların günümüzdeki son örneği... Dan Brown'ın romanında ortaya attığı iddialar bugün bütün dünyanın yanısıra Türkiye'de de her an gündemde ama Da Vinci'ye atfedilen sırlara rahmet okutacak derecede gizemlerin çok daha fazlasının Şark dünyasının ve özellikle de imparatorluk Türkiyesi'nin geçmişinde vârolduğunu sadece konunun uzmanları biliyorlar. Üç gün devam edecek olan bu yazı dizisini Şark'ın gizemlerini hatırlatmak maksadıyla hazırladım. Bugün Edirne taraflarından başlan esrarlı yolculuğumuzun yarınki ve öbür günkü güzergâhı, İstanbul olacak.


Edirne'nin hemen dışındaki geniş çayırlarda, 1450'li yılların sonlarına doğru günlerce devam eden bir çabayla büyük, çok büyük ve birkaç bin kişiyi alabilecek devâsâ bir çukur kazıldı. Kazma işi nihayete erdikten sonra, çukuru bir ormanın hacminden daha fazla miktarda odunla ve çalı-çırpı ile doldurup odunları ateşe verdiler. Hararet, cehennemi hatırlatır gibiydi. Alevler göklere yükseldiğinde, askerler, ellerikolları bağlı binlerce kişiyi ite-kaka çukurun etrafına sürüklediler. İlk tekbiri, herkesin hürmet gösterdiği sarıklı, yaşlı bir zât getirdi. Bunu, çukurun etrafındaki askerlerin gerisinde durup olup biteni takip eden binlerce kişinin hep bir ağızdan getirdiği tekbirler ve ardarda sıralanan lânetler takip etti. Askerler, çukurun başına sürükledikleri elleri-kolları bağlı binlerce kişiyi bir anda alevlere atmaya başladılar. Diri diri ateşe fırlatılanların feryadları tekbirlere ve lânetlere karışıyor; kavrulanların mikdarı arttıkça çukura odun takviyesi yapılıyordu. Etrafı genzi yakan ve dayanılmaz bir yanık et kokusu sarmış, duman her tarafı bürümüştü. Ama, saatler boyu devam eden bu facia dinmeden, hiç kimse meydanı terketmedi; son kurbanın da kömürleşmesine kadar orada kaldılar ve diri diri kavrulanların ruhlarına lânet okuduktan sonra dağıldılar. Yakılanların suçları "Hurufi" olmaları, yani İslam tarihinin en esrarlı, en karmaşık ve en militan mezhebine mensup bulunmalarıydı. 16. asrın biyografi yazarı Taşköprüzâde Ebu'l-Hayr İsâmü'ddin Ahmed Efendi, "Şakâiku'n-Nu'mâniyye" isimli eserinde Hurufiler'in diri diri yakılmalarını anlatırken "Dalâlete düşenler, lâyık oldukları ateşe işte böyle kavuştular" diye yazacak; Hurufiler, Edirne'de 1450'li yılların sonlarında yedikleri bu darbeden sonra bellerini bir daha doğrultamayacak ve sır dolu bir grup olarak tarihe geçeceklerdi. Hurufi mezhebini, İran'da 1340 senesinde doğan Şihabüddin Fazlullah adında bir tasavvufçu kurdu. Fazlullah,kendisinden asırlar önce vârolan aşırı mezheplerin, özellikle de Batınililiğin etkisi altındaydı. Mezhebinin inanç temelini "harflerin ve sayıların kutsallığı" düşüncesi ile "ses" kavramı teşkil ediyordu. "Ses", Fazlullah'a göre her varlıkta mevcuttu; hattâ cansızlarda, meselâ taşlarda bile bu özellik vardı. İki taşın birbirine vurulması neticesinde işitilen ses, cansız maddelerin sahip oldukları bu özellikti.

DERİSİNİ YÜZDÜLER
Ses olgunlaştığı zaman "söz" olur, söz de harflerden meydana gelirdi, dolayısıyla herşeyin aslı "harf" idi ve her harfin belirli bir sayı değeri vardı. İşte, bu temelden yola çıkan Fazlullah'a göre İslamiyet ile ilgili bütün meseleler Arapça'nın 28, Farsça'nın da 32 harfiyle izah edilebilirdi. Herşey sayıda gizliydi, sayıların arasındaki ilişkiler vasıtasıyla Kur'an'ın yorumlanıp gizli sırların öğrenilmesi ve mutlak gerçeğe ulaşılması mümkündü. Hurufilik, İslam uleması tarafından ilk zamanlarında aşırı bir mezhep gibi görüldü ama Fazlullah'ın daha sonraları dünyanın, ahıretin velhasıl herşeyin temelinin kendisi olduğunu söylemesi ve "Ben, aslında Hazreti İsa'yım, dünyayı kurtaracak Mehdi, benim" demesi üzerine Hurufiler kâfir kabul edildiler. Bu sırada giderek daha fazla taraftar toplayan Hurufiler'in siyasi iktidarı ele geçirmeye kalkışmaları üzerine, Timur'un oğlu Mirânşah, 1394'te Fazlullah'ın kafasını kestirdi. Sonra derisini yüzdürdü, cesedini ip bağlatarak pazarda dolaştırdı, etini köpeklere yedirdi ve vücudundan kalan bütün ateşe attırdı. Fazlullah'ın idamına rağmen sayıları ve güçleri giderek artan Hurufiler hemen her yerde sıkı bir takibe uğradılar. Ele geçirilenlerin ya derileri yüzüldü, yahut yakıldılar; hayatta kalabilenler de, kurtuluşu Anadolu'ya geçmekte buldu. Hurufiler, Fatih Sultan Mehmed'in iktidar yıllarında sayıların ve harflerin cazibesiyle hükümdarı bile etkileyerek saraya sızmayı ve devlet işlerine müdahale etmeyi başardılar. Ama, devletin güçlü veziri Mahmud Paşa yine o devrin en güçlü din âlimlerinden Fahreddin-i Acemi'den "kâfir oldukları" gerekçesiyle Hurufiler'in canlarının alınması gerektiği yolunda bir fetva çıkartınca, Fatih'in söyleyecek sözü kalmadı. Neticede, Edirne'deki o büyük ateş yakıldı ve ateşin başında ilk tekbiri de Fahreddin-i Acemi getirdi. Ayrıntılarını yıllar önce rahmetli Abdülbaki Gölpınarlı'nın ortaya çıkardığı bu gizli mezhebin inançlarına bugün artık sadece tarih kitaplarında rastlanıyor. Siyasetin yanısıra kültür ve sanat çevrelerini de asırlar boyunca etkilemiş olan bu akımı artık bir mezhep yahut din değil, kültür kaynağı olarak kabul edenler ve sistemin temelinde vârolan "ebced" ile "cifir" meselelerine alâka duyanlar bugün hâlâ mevcut. İslamiyet'in "Matrix"i olan ve gölgesi günümüzde çok dar bir çevrede devam eden Hurufiliğin ayrıntılarını merak edenler, bu sayfadaki kutulara bakabilirler.

Etiketler: , , , , , , , ,

<$Blo21 Temmuz 2007 Cumartesi
<$BloGencim Ne kadar uyumalıyım?

<$Blo

Birçok gencin her gece sekiz buçuk saatten 9 saatte kadar hatta bazen daha da fazla uyumaya ihtiyacı var.

Bu ortalama uyku süresi sınava girecek, spor yapacak ya da yoğun çalışmaları olan kişilerin gün içinde dinç olmaları ve sendelememeleri için gereklidir. Ama ne yazık ki birçok genç gerekli uykuyu almıyor.

Gençler neden yeteri kadar uyumuyor?

Genelde gençlere geç yattıkları için tepki gösterilir. Sonuçta da uykuda kalarak okula gidemezler ya da sınıflarında uykularına devam ederler.

Araştırmalara göre gençlerin uyku süreleri çocukların ve yetişkinlerinkinden çok daha farklı olduğunu gösteriyor.

Bu çalışmalara göre gençlik yıllarında vücudun biyolojik saati kişiye geç yatmasını ve geç uyanmasını söylemesine ayarlanmış gibidir. Erken yatıp erken kalkan çocuklar ve yetişkinlerden farklı olarak gençlerin vücutları onlara geç yatıp, geç kalkmalarını söyler. Günlük ritimdeki bu değişimin nedeni beyin hormonu olan melatoninin gençlerde çocuk ve yetişkinlere nazaran daha geç saatlerde üretilmesidir. Bu da gençlerin erkenden yatmalarını daha da zorlaştırır.

Vücuttaki bu tür günlük ritim değişiklikleri genelde biz her zamankinden daha da yoğun olduğumuz zamanlara denk gelir.

Birçok genç için derslerde daha başarılı olma baskısı çocukluklarınkinden daha da yoğun olur ve fazla çalışmadan bunun üstesinden gelemezler.

Fakat gençlerin bunun dışında farklı istek ve uğraşları da vardır; spor, ders dışı aktiviteler ya da bunlarla birlikte part-time çalışıp para kazanmaları gibi.

Okulların erken saatleri de uyku noksanlığında önemli bir rol oynar. Geç saatte yatan bir genç okul için çok erken kalkmak zorunda kalır. Bu da onun uykusunu yalnızca 6-7 saate sığdırması demektir. 1-2 saat eksik uyumak çok önemli bir sorun değildir fakat gün içinde anlama zorluklarına ve dikkat dağılmasına neden olabilir.

Uyku Neden Önemlidir?

Uyku noksanlığı kişilerin yeteneklerine, dikkatlerine ve tavırlarına kadar etki gösterir.

Araştırmalar lise öğrencilerinin yüzde 20'sinin sınıfta uyuya kaldığını ve bir çoğunun da uykusuzluk yüzünden düşük notlar aldığını göstermiştir. Uykusuzluk aynı zamanda gençlerin spora olan kabiliyetlerinde de zayıflamaya neden olmuştur.

Uykusuzluk sonucu oluşan yavaş tepkiler ve dikkatsizlik sadece okul ve spor performanslarına etki etmez. Uykusuzluk reaksiyon ile reflekslerde zayıflamalara da neden olur ve araç süren birçok insanın hayatını tehlikeye atar.

Uykusuzluk ayrıca kendinizi mutsuz ve depresif hissetmeniz gibi duygusal problemlere de neden olur. Uyku, vücut sistemlerini yavaşlatarak ve rahatlatarak, kalktığımızda kendimizi fiziksel olarak daha güçlü hissetmemizi sağlar.

Yeterli Miktarda Uyuduğumu Nasıl Anlayacağım?

Yeterli miktarda uyuduğunuzu düşünseniz bile bazen uyumamış olursunuz. İşte yetersiz uykunun birkaç belirtileri:

Sabahları kalkmada zorluk çekmek

Konsantre bozukluğu

Sınıfta uyuyakalma

Keyifsizlik ve depresif olmak

Nasıl daha fazla uyku alabilirim?

Son zamanlarda aileler ve öğretmenler gençlerin uykularını alabilmeleri için ortaokul ve liselerde derslere geç saatte başlanması önermişlerdir. Bazı okullar bu öneriyi çoktan uygulamaya geçirmişlerdir. Siz, arkadaşlarınız, aileniz ve öğretmenleriniz okulların geç saatte açılması uygulamasını beklerken, aynı zaman da sizin kendi ayarlarınızı ve planlarınızı yapmanız gerekmektedir.

Daha iyi uyumanızı sağlayacak birkaç yardım:

Kendinize düzenli bir yatma saati belirleyin.

Her gece aynı saatte uyumak vücudunuza uyku saatinin geldiği sinyallerini verir. Her gün aynı saatte kalkmak da sizin rahat uyanmanıza yardımcı olur. Bu yüzden hafta sonları için bile programınıza uymaya çalışın. Uyku saatini yarım saatten fazla geciktirmeyin yada 2-3 saat sonra kalkmayın.

Düzenli egzersiz yapın.

Uykudan önce egzersiz yapmamaya çalışın, çünkü vücut ısınızı yükseltip, uyanmanıza sebep olabilir. Uyku uzmanları yatmadan 5-6 saat önce egzersiz yapmanın(öğleden sonra) kişinin uyumasına yardımcı olduğuna inanırlar.

Uyarıcı içeceklerden uzak durun.

Akşam 4’ten sonra kahve ve soda gibi kafein içeren şeylerden uzak durun. Nikotin de bir uyarıcıdır, bu yüzden sigarayı bırakmak daha rahat uyumanızı sağlar. Akşamları alkol almak kişinin yorgun olmasına ve geceleri sık sık uyanmasına neden olur.

Kafanız rahat olsun.

Yatmadan önce şiddet, korku veya aksiyon içeren film ya da dizilerden kaçınmaya çalışın. En ufak bir detay bile beyninizde yer edinip, kalp çarpıntılarına neden olabilir.

Işıkları loş bırakarak rahatlayın.

Işık beyninize kalkma vaktinin geldiği sinyalini verir.Parlak ışıklardan uzak durmak (bilgisayarlar da dahil!) ve dinlendirici, sakin müzikler dinlemek vücudunuzun rahatlamasına neden olur.

Çok fazla şekerleme yapmayın.

Gün içerisindeki 30 dakikadan fazla uykular daha sonra uyumanıza engel olur.

Gece çalışmalarından uzak durun.

Büyük bir test yada iş yapmak için geceyi beklemeyin. Sınav öncesi geceler sakın uykunuzu ihmal etmeyin çünkü uykusuz kalmak çok çalışmaktan kötüdür, ve tüm gün performansınızı etkiler.

Uyumak için uygun bir uyku ortamı yaratın.

Çalışmalar insanların en iyi karanlıkta uyuduklarını göstermiştir. Perdelerinizi kapatın, içeri ışık almayacaklarından emin olun ve eğer soğuksa odanızdaki ısıtıcıları açın(üzerinize pike örtün yada pijamalarınızı giyin)

Gürültüde uykunuzu bölen durumlardan biridir. Genelde sessiz ortamlarda yatmaya çalışın.

Gün ışıklarıyla uyanın. Canlı ışıklar size uyanma vakti olduğunu gösteren bir sinyaldir.

Eğer uykuluysanız, kendinizi iyi hissetmeniz biraz zordur. “Uyku” programınız sizin sağlıklı ve canlı kalmanıza yardımcı olur.

Kaynak : Milliyet

Etiketler: , , , , , , ,

<$Blo9 Temmuz 2007 Pazartesi

<$Blo



Yazın gelmesiyle birçok yaz meyvesi de sofralarımızda yerini aldı. Meyvelerin çeşitli ve lezzetli olması meyve tüketim miktarının artmasına sebep oluyor. Ayrıca bu dönemde meyve, karpuz, çilek diyeti gibi dönemsel düşük kalorili, tek besinden oluşan favori diyetler göze çarpmaya başlıyor. Peki meyve diyetleri sanıldığı kadar masum mu?

Bu tarz diyetler gerçekten sağlıklı mı? Hangi meyveler yasak? Meyveler kalorisiz mi, istediğimiz kadar yiyebilir miyiz? Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümünden Dyt. Seçil Kenar “meyve diyeti” hakkında bilgi verdi.Bazı Meyveler Porsiyon Miktarlarına Dikkat Edilerek Tüketilmeli
Meyve bir karbonhidrattır. İçerisinde fruktoz denilen meyve şekerini içerir. Sukroza göre vücutta daha az oranda insülin salgılanmasına sebep olur. Bir gün içerisinde fazla miktarda tüketilirse fruktoz karaciğerde trigliseride dönüşür. Trigliserid, kanda bulunan bir çeşit yağdır. Trigliseridin fazla tüketilmesi damar serliği, karaciğer yağlanmasına sebep olur. Sonuçta meyveler kalorisiz değildir. Fazla tüketildiğinde vücudun o enerjiye ihtiyacı yoksa yağ olarak depolanacaktır. Yani meyvenin de fazla tüketilmesi zararladır. Ayrıca muz, incir, üzüm gibi meyveler, şeker içeriklerinin fazla olmasından dolayı çok fazla tüketilirlerse kilo aldırırlar. Burada meyveler konusunda glisemik indeks kavramını çok iyi anlamamız gerekiyor. Glisemik indeks bir gıdanın kan şekeri seviyesindeki etkisinin bir ölçüsüdür. Glisemik indeksi düşük gıdalar kişiyi daha uzun süre tok tutarlar ve insülinin daha az salgılanmasına sebep olurlar. Örneğin 100 gr muz ve 100 gr elmayı ele alalım. Bunların glisemik indeksi karşılaştırıldığında muzun glisemik indeksi daha yüksektir. Fakat bu hiç muz yemeyeceğimiz anlamına gelmez, bu yüzden meyvelerin hesaplanarak hazırlandığı meyve porsiyon listeleri vardır. Bu listede 100 gr elma 60 gr muza kalori olarak eşittir. Muzun şeker oranı yüksek olduğundan dolayı porsiyon miktarı daha düşüktür. Muz, incir, hurma, kavun ve üzümün glisemik indeksi yüksektir. Fakat bunları yemek yasak değildir. Porsiyon miktarlarına dikkat edilerek tüketilebilir. Örneğin günlük 5 -6 porsiyon meyveye vücudunun ihtiyacı olan kişi listeden istediği meyveleri seçerek karşısında ki miktar kadar meyve tüketebilir.
Uzun Süreli Meyve Diyetleri Sağlık Problemine Yol Açabilir
Meyve diyetleri, düşük kalorili, karbonhidrat içeriği yüksek, protein ve yağ içeriği düşük diyetlerdir. Tek yönlü besin diyetleridir. Günlük tüketmemiz gereken aminoasitlerden ve gerekli yağ asitlerinden yoksundur, B grubu vitaminleri diyette eksiktir. Uzun süreli uygulandığında enzim faaliyetlerinin zarar görmesine, sinir ve beyin fonksiyonlarında hasara, sinirlilik, tansiyon düşüklüğü, kalp hastalıkları gibi birçok sağlık problemine yol açabilir. Ayrıca bu tür diyetler 7 günde 4 kg verilebileceğini vaat etmektedirler. Bu kadar kısa sürede kaybedilen ağırlığın çok azı yağdan olmakta, çoğu kas ve sudan olduğu için diyet bittikten sonra verilen kilolar daha fazlasıyla hemen geri alınmaktadır. Ayrıca bu tür diyetlerin sık yapılması durumunda bazal metabolizma hızı bozulmakta ve daha sonra ağırlık kaybetme hızı yavaşlamaktadır.
VATAN

Etiketler: , , , , , ,

<$BloKısa dönemde hızlı kilo vermek

<$Blo


Yazın sıcaklığını iyice hissetmeye başladığımız bugünlerde kilolarınızla başınız belada mı? Nil Şahin sizlerden gelen soruları yanıtlıyor!
19 yaşındayım, 68 kiloyum 1.63 boyum var. Acilen zayıflamalıyım, çünkü çok yakında bir düğünümüz var. En önemlisi önceden böyle değildim. Ergenlik döneminden sonra böyle oldum. Eski halime geri dönmek istiyorum.

Düğün, parti, yaz gibi dönemler yerine kendi sağlığınız için kilo vermek istemeniz daha doğru olacaktır. Kısa dönemde hızlı kilo verme metabolizmayı yavaşlattığı için geri kilo almak kaçınılmaz olmaktadır. Haftada 1 kilodan fazla kilo verdirdiğini iddia eden şok diyetlerden uzak durmalısınız. Günde 6 öğün beslenmeniz ve 8-15 su bardağı su içmeniz önemlidir. Öğün atlamayın ve öğünlerinizin arasında 2-3 saat olmasına dikkat edin. Dört saatten fazla aç kalmayın. Şeker ve yağ içeriği yüksek ve besin kalitesi düşük besinleri beslenme programınızda sınırlayın. Haftada 3-4 kez yarım saat süresince hızlı tempoda yürüyüş yapın.

Ben 14 yaşındayım. Kilom 57, boyum 1.60. Kilo vermek istiyorum. Ne yapabilirim?

Gelişme çağında olduğundan ötürü, zayıflama diyetlerinden uzak durman gerekir. Kilo vermek için yeterli ve dengeli beslenmeli ve spor yapmalısın. Az ve sık beslenmeye özen göstermeli ve öğün atlamadan beslenmelisin. Abur cubur türevi yiyecekler yerine vitamin ve mineralden zengin olan sebze ve meyveleri, asitli ve şekerli içecekler yerine kalsiyum kaynağı olan ayranı tercih etmeye özen göster. Günde 8-15 su bardağı su içmelisin. Bunun yanı sıra, zevkine ve yaşam tarzına uygun olan bir spor faaliyetine düzenli olarak katılman enerji harcamanı arttırarak, kilo vermende sana yardımcı olacaktır.

Önceden birçok şey yiyebiliyorken, diyet yapmaya başlayınca vücudun bu sisteme alışması ne kadar sürer?

Vücudun diyete alışması, kilo vermenin yavaşlaması anlamına gelir. Bu nedenle, vücudun diyet enerjisine alışması istenmeyen bir durumdur. İştah ise, kişiye özel hazırlanmış olan diyete birebir uyum ile zamanla azalır. Zayıflama programlarında esas beklenen, sağlıklı beslenmeyi öğrenerek ve yaşam tarzı haline getirerek ideal kiloya ulaşmaktır.

19 yaşındayım. Armut tipindeyim. Basenlerimden şikâyetçiyim. Genelde diyetlerde bol su içilmesini söylüyorlar fakat bende tansiyon düşüklüğü var. Bol su içince vücuttaki tuz oranı düştüğü için başım dönüyor. Ayrıca gene diyet yapamıyorum Çünkü aç kaldığımda da başım dönmeye başlıyor. Ne yapmam gerekiyor? Tek çare spor mu?

Sağlık durumuna ve bireysel özelliklerine uygun olan bir diyet, tansiyonun düşmesine ve başının dönmesine neden olmaz. Senin özelliklerindeki biri için en uygun beslenme tarzı az ve sık beslenmedir ki, bu öneri zayıflamak isteyen bireyler içinde geçerlidir. Günde 6 öğün beslenmeye ve öğün atlamamaya özen göstermelisin. Öğünlerin arasında 2-3 saat olması ve dört saatten fazla aç kalmaman gerekir. Günde yapacağın yarım saatlik hızlı tempolu yürüyüş zayıflamana yardımcı olacaktır. Basen bölgesindeki sorununun giderilmesi için senin için hazırlanmış olan bir diyet programını ve egzersiz programını bir arada yürütebilirsin. Fakat egzersiz programına dikkat etmelisin. Çünkü yoğun ve uzun süreli egzersizlerde hissedeceğin susuzlukla içeceğin fazla miktarda su tansiyonun ile ilgili problem yaratabilir. Bu durum için önerim tuzlu ayran için.

Benim 5 kilo fazlam var. Nasıl verebilirim? Boyumu tam olarak bilmiyorum ama 1.65’e yakın. Ne yapabilirim?

İdeal vücut ağırlığınızın belirlenmesi için yaşınız, boyunuz ve vücut yapınız hakkında fikir sahibi olunması gereklidir. Beş kilogram fazlalığınız olduğuna karar verebilmek için bu bilgilerin bilinmesi önemlidir. Sağlıklı bir beslenme tarzı benimsemelisiniz. Öğün atlamayın ve az ve sık beslenin. Günde 8-15 su bardağı su için ve haftada 3-4 kez günde en az yarım saat yürüyüş yapın.

Dyt. Nil Şahin Gürhan
nil@nildiyet.com
www.nildiyet.com
0 216 348 73 15

Etiketler: , , , , ,

<$BloMerhaba

<$Blo

BLOGUMA HOŞGELDİNİZ

Etiketler: , ,